TARAFTARIMIZ ACIYA ALIŞIKTIR! — VİKİNGS BAŞKANI EREN BAYRAM'IN "İLGİNÇ" RÖPORTAJI...!


Gentlemen gazette olarak röportaj serimize Eren Bayram ile devam ediyoruz..

Karşımızda oturan adam, puan tablosunun en altında, 8 galibiyet ve 23 mağlubiyetle ligin en trajik sicilini taşıyan bir takımın başkanıydı. Ve bu ağır tablonun hiçbir yükünü taşımıyor gibi görüüyordu. Eren Bayram bu röportajda Vikings taraftarlarına açık açık ağlamayı kessinler, maçımı izlemek bile onlar için bir lütuftur gibi akıl sır almayacak ifadelerde bulundu . Küme düşme ihtimalini değerlendirirken özeleştiri yapacak bir şey yok, ben her şeyi doğru yaptım, sadece evren yanlış yöne döndü diye yanıtladı. Taraftarının acısıyla t**şak geçerek onlar acıya alışıktır diye şakalar yaptı, bu skandal performası ve ard arda gelen mağlubiyetleri ise "kozmik bir şaka" olarak nitelendirebildi

Gentlemen's Gazette olarak okuyucularımıza karşı hissettiğimiz sorumluluk gereği şunu ifade etmek zorundayız: Bu röportajda bir başkan değil, taraftarından, kulübünden ve sorumluluğundan tamamen kopmuş bir ego konuştu.

Spor tarihinde pek çok başkan kaybeden takımın başında oturdu. Kimisi özür diledi, kimisi istifa etti, kimisi gözyaşlarını tutamadı. Eren Bayram ise 24 puanla ligin dibinde yüzerken masaya sanki şampiyonluk kupalarını defalarca kaldırmış biri gibi oturuyordu.Yüzünden gülücük eksik olmuyor, sorumluluğu reddediyordu. Başarısızlığı evrene fatura etti, taraftarını küçümsedi. Ve bunu yaparken en ufak bir rahatsızlık işareti göstermedi.

Elbette Eren Bayram'ın bu röportajdaki çarpıcı açıklamaları, gölge koalisyon iddiaları ve ABSÖ'ye meydan okuması bir haber değeri taşıyor. Bunların hepsi bu röportajın gündem değeri taşıyan boyutları. Ancak Gentlemen's Gazette, tüm bu sansasyonun gölgesinde kaybolan asıl gerçeği öne çıkarmak zorunda hissediyor kendini: Vikings taraftarı bu sezon her hafta sahaya çıkan bir takımı destekledi. Acı mağlubiyetlere katlandı, umudunu yitirmedi, bağlılığını korudu. Karşılığında aldıkları şey ise başkanlarından gelen bu lütuf size yeter mesajı oldu. Futbol tarihinde eşi benzerine nadir rastlanan bir durumla karşı karşıyayız.

Röportajın tamamını aşağıda okuyabilirsiniz. Ancak lütfen okurken şunu aklınızın bir köşesinde tutun: Bu röportajı veren kişi, ligin son sırasındaki takımın başkanı. 





1. Eren Bey, sezona büyük umutlarla başladınız. Şu an puan tablosunun dibine demir atmış bulunuyorsunuz. Bu haftaya kadarki sezon yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız?

- Bu bir 'yolculuk' değil, bu modern bir trajedi. Sezona Ferrari motoruyla başladık ama kendimizi at arabalarının arasında bulduk. Puan tablosunun dibinde olabilirim ama o tablonun ağırlığı benim omuzlarımda. Biz sadece puan kaybetmiyoruz, ligin ortalama kalitesini tek başımıza sırtlıyoruz.


2. "Yüksek puan toplayan ama kazanamayan takım" diye anılmak sizi nasıl hissettiriyor? Bu bir kader mi, yoksa sorunu teşhis edebildiniz mi ?

- Sorun teşhis edildi. Biz bu lig için fazla iyiyiz. Matematiksel olarak imkansızı başarıyoruz; en çok sayıyı atıp en çok dayağı yiyoruz. Bu bir kader değil, bu resmen kozmik bir şaka. Rakiplerim benimle eşleştiği hafta hepsi birer Wilt Chamberlain’e dönüşüyor. Bu istatistik bilimine karşı yapılmış bir suikasttır.


3. Vikings taraftarları her hafta yüksek umutla maça başlayıp hayal kırıklığıyla bitiyor. Onlara ne söylemek istersiniz?

- Sabredin. Biz sadece bu sezonun değil, gelecek yüzyılın takımını kuruyoruz. Vikings taraftarı acıya alışıktır, biz Valhalla’ya giden yolda dizlerimizin üstüne çökebiliriz ama asla yere kapaklanmayız. Ayrıca, ağlamayı kessinler; her hafta maçımı izlemek bile onlar için bir lütuftur


4. Bu sezonda fikstürün sizi özellikle hedef aldığını düşünüyor musunuz? Şans mı, yoksa başka bir el mi var bu tablonun arkasında?

- Şans mı? Lütfen komik olmayın. Bu tablonun arkasında şans değil, derin bir el var. Takvim planlanırken sanki her hafta 'Eren’i en çok kim hırpalar?' diye gizli bir kura çekiliyor. Tesadüf diyorsanız, fazla safsınız demektir.


5. ABSÖ’nün ligdeki etkisini ilk ne zaman fark ettiniz? O an ne hissettiniz?

- Ligin havasındaki o ağır, manipülatif kokuyu ilk haftadan aldım. O an anladım ki bu ligde futbol değil, 'diplomasi' oynanıyor. Hissettiğim tek şey ise safi bir tiksinti ve hırs karışımıydı


6. "Gölge Koalisyon" iddialarına gelirsek — sekiz başkanın gizlice örgütlendiği söyleniyor. Bu toplantılar ve koalisyon hakkında neler söylemek istersiniz ? gerçekten "Biz burada sadece ABSÖ’ye karşı değil, ligin adaletsizliğine karşı duruyoruz" dediniz mi? 

- O sekiz başkanın toplantısında masaya yumruğumu vurduğum doğrudur. 'Adaletsizliğe karşı duruyoruz' derken samimiydim. Biz orada sadece ABSÖ’ye değil, her hafta haksız galibiyetlerle semiren o sırtlan sürüsüne karşı bir baraj kurduk. Gizli değil, apaçık bir direniş bu


7. Bilal başkan'ın bu oluşuma özellikle önem verdiği ve önümüzdeki sezon etkisini maksimize etmek için şimdiden çalışmalara başladığı ifade ediliyor. Siz Bilal başkanı bu oluşumun mimarı olarak görüyor musunuz? Sizce bu oluşum gerçekten masum mu? ve lige adalet getirebilecek adil bir rol oynayabilir mi ?

- Bilal Başkan stratejik bir deha olabilir ama bu oluşumun ruhu benim. O, mimar ise ben o binanın temelindeki betonum. Bu oluşum masum değil, aksine çok 'tehlikeli'. Lige adalet getirmeyeceğiz; lige Vikings düzenini getireceğiz. Adalet, kazananın yazdığı bir hikayedir


8. Sizin Ankara lobisi çerçevesinde ABSÖ ile yakın olduğunuz söyleniyordu. Hiç farmfest isimli organizasyona katıldınız mı ? 

- Ankara lobisiyle aramdaki ilişki, bir aslanın avıyla olan ilişkisi gibidir; bazen yan yana görünürüz ama niyetimiz farklıdır. Farmfest mi? Oraya sadece birkaç 'stratejik temas' için uğradım. Orada ne yediğimiz değil, kimlerin ipini çektiğimiz önemli.


9. Sizce Baron Fatih Akıncı bu koalisyonun varlığından haberdar mı ? Haberdar ise neden sessiz kalıyor olabilir?

- Fatih Bey koalisyonu biliyor, hatta geceleri rüyasında bile görüyordur. Sessizliği korkusundan değil, oyunun bittiğini anlamasından kaynaklanıyor. Fırtınadan önceki o meşhur sessizlik bu. Yakında o sessizlik bir çığlığa dönüşecek


10. Ömer Akıncı'nın bu sezonki düşüşünü nasıl yorumluyorsunuz? Acıma mı duyuyorsunuz, yoksa "hak etti" diyenlerden misiniz ?

- Acıma mı? Ben sadece rakiplerime değil, kendi gölgeme bile acımam. Ömer Akıncı’nın düşüşü tamamen 'yerçekimi' kuralıdır; zirveye ait olmayanın yeri topraktır. Hak etti mi? Az bile oldu.

11. Şampiyonlar Ligi performansınız ligden çok daha iyi. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

- Çünkü Avrupa’da kaliteye saygı var. Şampiyonlar Ligi bir opera ise, bu lig bir mahalle kavgası. Ben operada sahne almaya alışığım, mahalle kavgasında üstüm başım kirlenince motivasyonum düşüyor.


12. Gelecek sezon hazırlıklarına başladınız mı? Vikings için önümüzdeki sezon ne değişecek?

- Gelecek sezon 'merhamet' kavramını sözlüğümüzden siliyoruz. Vikings daha sert, daha acımasız ve daha şaibeli olacak. Artık sadece maçları değil, ligin psikolojisini de yöneteceğiz.


13. Bu ligin adil yönetimi için moderasyonu en iyi kim yapabilir sizce ? Ve neden?

- Tabii ki ben yaparım. Çünkü tarafsız olamayacak kadar tutkuluyum ve adalet dağıtırken kimin canının yanacağı umurumda olmaz. Ligin başına bir diktatör gerekiyorsa, tacı buraya bırakın.


14. Eğer bu sezon küme düşecek olursanız, bunu nasıl izah edeceksiniz ? Kadere mi, rakiplere mi? Yoksa samimi bir özeleştiri görebilecek miyiz?

- Küme düşmek mi? Eğer öyle bir şey olursa, o lig artık 'kaliteli lig' vasfını yitirmiş demektir. Özeleştiri yapacak bir şey yok; ben her şeyi doğru yaptım, sadece evren yanlış yöne döndü


15. Son olarak Gentlemen's gazette'nın yayın politikası ve editoryal duruşu için neler söylemek istersiniz ? Bizim için sarfedilen mesnetsiz iddialara katılıyor musunuz ?

- Yayın politikanız tam bir kaos, bayılıyorum! Hakkınızdaki mesnetsiz iddialara gelince; evet, hepsine katılıyorum ve daha fazlasını da ben uydurdum. Gazetecilik değil, manipülasyon yapıyorsunuz ve bu tam benim tarzım. Devam edin!



Yorumlar