ŞAIBELI ALDIĞIM 1 PUAN İSPAT EDİLSİN LİGİ BIRAKIRIM..! BİLAL BAŞKANDAN AFORİZMALAR, KAÇAMAKLAR VE O MEŞHUR SORU..!
Bilal başkan bu gazetenin en tanıdık misafirlerinden biri artık. İlk röportajında "kir banyosu" diyerek ortalığı ayağa kaldırdı. İkincisinde yanlış anlaşıldım dedi, kamuoyundan özür diledi ancak sonradan o özrün özür olmadığını bizzat kendisi ilan ederek esti gürledi. Üçüncüsünde ise masaya farklı bir Bilal başkanın oturduğunu görüyoruz. 2. sırada, şampiyonluk kupasına parmaklarının ucuyla değen, ama her yanıtında bu kupanın etrafında yeni sorular bırakan bir başkan.
Bu röportajı yaparken tek bir niyetimiz vardı: soru sormak ve kamuoyunun merak ettiği konuları aydınlatmak. Yanıtları ise Bilal başkan verdi. Örneğin Ekmekspor şaibesini güneş balçıkla sıvanmaz diyerek geçiştirdi. Figomus galibiyetini tahkime taşıyabilirler diye kestirip attı ve kapattı. Baron Fatih Akıncı ile paralel çizgiyi ise bu gazetenin tarihine geçecek bir cümleyle yanıtladı: "Aramızda bir dokunmazlık anlaşması var dememin marjinal faydası olmadığını görebiliyor olmanız gerekir." Yani ne inkar etti, ne de kabul etti. Bu yönüyle bir Bilal başkan klasiğiydi aslında.
Ama bu söyleşide asıl bomba bizim de beklemediğimiz başka bir yerde patladı. Gündem değiştirme stratejisini sorduğumuzda bize bir dilenci hikayesi anlattı. Hristiyan ve Yahudi, kilise kapısı, papaz ve ticaret dersi. Dalailama United'ı kastederek kurduğu bu metafor, ligin hafızasına kazınacak cinsten. Sessiz ve temiz görünen her zaman kazanmaz demek istedi, dedi.
Ve o son soru. Doğrudan bodoslama sorduk: "Bu sezonu şampiyon bitirirseniz vicdanınız rahat olacak mı?" Yanıtı net geldi: "Şaibeli aldığım 1 puan bile ispat edilirse bu ligi bırakırım." Kulağa cesur geliyor. Ama aynı röportajda Gentlemen's Gazette'i "Dalailama'nın yüzde 51 hissesi" olarak tanımlayan, Ekmekspor'u "ligin en şaibeli camiası" ilan eden ve Baron ile ilişkisini ne inkar ne de kabul eden bir başkan söylüyor bunları, değerlendirmeyi bu noktada sizlere bırakıyoruz.
Röportajın tamamını aşağıda okuyabilirsiniz. Her satırında Bilal baikanı hem tanıyan hem de ilk kez görenler için farklı bir anlam saklı. Ama şunu söylemeliyiz: Bu ligin en gizemli, en politik ve en zekice konuşan başkanı hala Bilal başkan gibi görünüyor. Ve bu onun hem en büyük silahı, hem de en büyük sorunu.
1. Sayın Başkan, artık son düzlüğe
girdiğimiz bu günlerde ligde 2. sıradasınız, Dalailama United ile aranızda
sadece 2 puan fark var ve şampiyonluk kupasına artık parmaklarınızın ucuyla
değiyorsunuz denebilir. Takımda nasıl bir hava var?
Aslına bakarsanız, 1 ay önce çok daha
iyi bir konumdaydım, talihsiz seçimler ve yetersiz performanslar bizi bu nokta
getirdi. Bu ligde bir cenabetlik dolanıyor, o da dönüyor dolaşıyor bana
geliyor, bu ayrı bir dosya konusu olmalı tabi, yeri gelince anlatacağız.
2.
Son maçta Fc Stallone'a 37-37
beraberlik 2 puan bıraktınız ve bu kayıpla liderliği rakibinize kaptırarak geri
düştünüz. Bu beraberliği taraftarlarınıza nasıl açıklıyorsunuz? Böyle kritik
bir haftada yaşanan bu kaybın arkasında başka türlü idari eksikler/hatalar var mı
?
Stallone takımının istikrarsız
havası, başkanlarının bir yere varmayan söylemleri, ligini bitmesine haftalar
kalmışken ortaya halen bir hedef koymayışları ortaya böyle tuhaf sonuçlar
çıkmasına nede oluyor doğal olarak. Bu beraberlik benim zirveden ayrı kalma
sürecimin başlangıcı gibi görünüyor. Bu saatten sonra lider olan Dalailama ile
aradaki farkı kapatmak sadece benim gayretime değil, tüm ligin kendini
bilmesine bağlıdır. Medyayı arkasına kim alıyorsa, sopayı elinde o tutuyor, ne
diyelim. İnşallah aha demokratik ortamlarda mücadeleye devam edebiliriz.
3.
Herkesin kabul ettiği bir Baron
Fatih Akıncı gerçeği var Ligin en tartışmalı ve en şaibeli ismi olarak Baron’u
görmemiz artık olağan bir durum. Fakat sizin bu isimle hiç ters düşmediğiniz de
dikkatlerden kaçmıyor. Böylesine tartışmalı bir isimle neredeyse her konuda
aynı paralelde ilerlemeyi nasıl açıklıyorsunuz? Bu ilişkinin şampiyonluk
yarışındaki pratikte size ne gibi faydaları ya da bedelleri oldu?
Böyle bir soru ile karşılaşmayı
bekliyordum esasen ve bunu bende sormuştum kendime. Baron Fatih’in çok
tehlikeli bir yanını gözler önüne seriyor aslında. Her ne yaşanırsa yaşansın,
bir şekilde eylemlerinin yine ligin selameti için yapıldığına ikna edebiliyor
yada en azından bunun böyle olduğunu düşünmemizi sağlamış olabilir. Şimdi böyle
bir cümle kurdum diye tatmin olmayacaksın biliyorum ve şu noktada sana aramızda
bir dokunmazlık anlaşması var dememin ortada marjinal fayda olarak bize reel
etkisi olmadığını görebiliyor olmanız gerekir.
4.
ABSÖ bu sezon tarihin en zayıf
dönemini yaşıyor. Baron köşeye sıkışmış, Ömer akıncı küme düşme gibi ciddi
felaketler yaşıyor. Sezon başında palazlanan 3b lobisinin ABSÖ'nün
hükümranlığını bitirdiği ve güç odağını elinde topladığı söyleniyor, Bilal,
Berat ve Bahadır 3lüsünün tablodaki yerine baktığımızda bu tez doğru gibi
görünüyor. Ne söylemek istersiniz ?
Senin de ittirerek zoraki de olsa
sözel olarak kurulmasına vesile olduğun bir 3B oluşumu mevcuttu fakat ABSÖ ile
mücadeleyi doğrudan sürdürmek gibi bir gayesi yoktu esasen. Amacımız ligin
çaylakları olarak kendimizi kurtların arasında ortaya atılan bir yem olarak
görülmesine engel olmaktı. Ancak daha bir tüzük bile oluşturamadan kişisel
hırsların kurbanı olduk, basının sürekli üstümüze gelmesi, ortak medyada 2
kelimeyi yan yana getirmenin darbeci yaftası yemesi gibi durumlar, bazı şer
odaklarının tatil süreçlerinde yaptığı planlar, Baronun takas oyunları,
beraberliğin ekstra yıldız olarak göğse nişan olacağını zanneden Livercool
camiasının tavşan deliğinden düşmesi, ekmekspora yapılan gizli kayyımlar ve bu
süreci yönetemeyen bir ABSÖ. Konu sadece bizlik değildi anlayacağız 😊
7. Sezon
başında adeta 3B lobisi olarak adeta kardeş takım gibi görüntü verdiğiniz
Bahadır başkan geçen sezon "lobisiz takım kaybetmeye mahkumdur" demişti.
Siz ise ona karşı kazanmaya devam ediyorsunuz. Bu durum, bu sonuçların
arkasında bir lobi olduğu anlamına mı geliyor ? Bahadır başkanla aranızda bizim
bilmediğimiz gerilimler mi yaşandı yoksa?
Bahadır ile ciddi bir rekabet içine girdiğimiz bir süreç
oldu, bu süreçte kendisinin kaybettiği puanların sorumlusu olarak açıkça beni
göstermese de 3B’nin sanki çekirdeğini ben kırmışım gibi lanse etmesi hoş
olmadı, kendisi ile doğrudan bir husumetim olmasa da yoluma çıktığında
elimizden geleni sahada ortaya koyduk hep, ve buna lig devam ettiği sürece de
katkıda bulunacağız 😊
8. Ekmek
Spor bu sezon onurlu bir mücadele veriyor. Kayyım krizi yaşadı, sahipsiz kaldı
ama dağılmadı. Ligin en saygın direniş hikayesi olarak anılıyorlar ve çok
şarpıcı sonuçlar almaya devam ediyorlar. Fakat bu takım size karşı sürekli
kaybediyor. Bu sonuçları sadece saha içi bir gerçek olarak mı görebilir miyiz?
Sanırım aldığınız bazı duyumlara ögre bu soruyu bana net
olarak soruyorsunuz. Ekmekspor’un şifresinin derin web içinde peşkeş çekildiği
iddiaları var ve bana da yansıyan durumlar oldu ancak kazandığımız maçlara
ilişkin, herhangi bir iştirakimiz olmamıştır, olmayacaktır. Güneş balçıkla
sıvanmaz.
9. FIGOMUS'a
karşı aldığınız galibiyetin ardından Mustafa Bilgin cephesinde "bu maçta
bir şeyler döndü" söylemi çok güçlü bir şekilde ifade edilmeye başladı. O
maçı bugün nasıl hatırlıyorsunuz ve yorumluyorsunuz? Daha açık soralım, o 3
puan içinize sindi mi ?
İstiyorsa Tahkim’e de itiraz edebilir, tatilcilerin bana
karşı kazandığı şaibeli galibiyetlerin konuşulmayıp, aldığımız haklı
mağlubiyetin bir mesnetsiz bir neden gösterilerek şaibeye bulaştırılmaya
çalışılmasını hoş karşılamayacağız. Gerekirse bunun için dava hakkımız saklıdır.
10. Bazı
çevreler o malum haftada Figomus karşısında yaşaşanları ısrarla gündemde
tutmaya devam ediyor ve Camelot'un bu sezonki en şaibeli galibiyeti olarak
arşivlerdeki yerini aldığını ileri sürüyor. Kamuoyunda hakim olan “Şaibeli
galibiyet” yorumları için neler söylemek istersiniz ?
Yukarıda belirttiğim gibi konuyu tahkime, mahkemelere de
taşıyabilirler. Alnımız ak, sırtımız pek, tavrımız nettir.
11. Sizi
yakından takip eden muhabirlerin genel yorumu şöyle; Köşeye sıkıştığınız her
soruda ya felsefi bir metafora sığınıyorsunuz, ya kısa bir cümleyle konuyu
kapatıyorsunuz, ya da başka bir gündem yaratıyorsunuz. Bu bir iletişim
stratejisi mi, yoksa bir başkan olarak kamuyou ve camianıza hesap vermekten
kaçındığınızı mı gösteriyor ?
Nobranlığı başımıza çıkartan şarlatanları dinlemek yerine
ne güzel aforizmalı başkan var işte. Hepsine yetmeye çalışıyorum birikimlerimle
😊 iletişim ve güçlü hitabet bulunduğumuz konum ve camia
için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Buna alışsınlar, seneye de burada olacağız,
ne de olsa küme düşmüyoruz 😊
12. Geçmişte
"Kir banyosu" çıkışınız büyük yankı uyandırmıştı. Hatta bu
açıklamanız yüzünden PFDK’ya sevkiniz gündeme gelmiş ancak Baron Fatih’in
federasyon kurullarına baskı kurarak süreci tıkadığı iddia edilmişti. Bu
cümleyi ifade ettiniz, ardından özür dilediniz. Sonra gelişen süreçte yeniden
benzeri şahin söylemlere geri döndünüz. Bu radikal değişimleri nasıl izah
ediyorsunuz ? Camelot'ta bir kimlik krizi yaşandığı doğru mu ?
O konuya ilişkin sözel yada yazılı herhangi bir özür
ifadem olmamıştır, evet kurduğum cümle biraz aşırı olmuş olsa da yapısal olarak
sorunların olduğu ve çıkar çatışmalarının içinde yeni bir draft haberini
almışken “boşa giden, yaşa düşer” düşüncesi ile söylediğim bir sözdür. Sadece
bu sözü baz alarak bir kimlik sorgusuna girilmesi düşündürücüdür. Camelot
olarak ligin en güçlü 2-3 camiası arasında yer alıyoruz.
13. Dalaima
United bu sezon son derece temiz, sessiz ve hesaplı bir şampiyonluk yarışı
yürütüyor. Siz ise her hafta farklı bir polemikle gündemdesiniz. Şampiyonluğu
yeşil sahalarda mı kazanmayı bekliyorsunuz, yoksa toz dumanın gürültü
patırtının içinde mi?
Bir gün bir kilisenin kapısında iki dilenci peydah
oluyor...
Biri temiz pak nur yüzlü, diğeri pasaklı, karanlık suratlı, insanların yüzüne
bakmaktan kaçındıkları cinsten...
Temiz, pak olanın önünde bir yazı; "ben yoksul bir Hristiyanım, lütfen
yardım edin."
Karanlık suratlı olanın da önünde bir yazı var; "Bütün varlığını kumarda
ve zinada kaybetmiş bir Yahudiyim. Paraya ihtiyacım var."
Pazar ayininden çıkanların hepsi, öfkeyle Yahudi dilencinin önünden geçip, nur
yüzlü Hristiyan dilenciye sadaka veriyorlar...
Böylece sürüp gidiyor bu iş...
Sonunda papaz Yahudi dilenciye acıyor, yanına yaklaşıp diyor ki;
"Bak, haftalardır avuç açıyorsun burada, tek kuruş sadaka toplayabilmiş
değilsin. Seni gören hiddetleniyor, parayı diğer dilenciye veriyor. Şu önündeki
yazıyı kaldırsan, Yahudi olduğunu söylemesen, kumarı ve zinayı falan işe
karıştırmasan, üç beş de sen kazanırsın, karnın doyar."
Yahudi dilenci gülümsüyor, diğer dilenciye dönüp şöyle diyor; "İşittin mi
Salomon? Papaz bize ticaret öğretiyor"
14. Bu
sorumuzu açıkça doğrudan soruyoruz: Bu sezonu şampiyon bitirirseniz, o kupayı
kaldırırken vicdanınız tamamen rahat olacak mı? Yoksa o kupanın içinde de bir
miktar "kir" olacak mı?
Şaibeli aldığım 1 puan bile ispat edilirse, bu ligi
bırakırım, o derece gönlümüz ferahtır.
15. Son sorumuz ligin enleriyle ilgili, tüm
sorulara tek kelimelik yanıtlar verecek olsanız neler söylerdiniz ?
-Bu ligde en çok güvendiğiniz camia hangisi ?
Vikings (Eren) – kimseye
zararı yok, kendinden başka !!!
-Önümüzdeki sezon lig yönetimi için admin
adayınız kim? Neden ?
Fatih Akıncı (Baron
olmayan)
-Son haftalarda en çok hangi takımın skorlarını
yakından takip ettiniz?
Mardukspor, ligin
garabet kaynağı gibiler, dokundukları herşey çürüyor
-Kadro kalitesi olarak en çok kime karşı daha
temkinli bir oyun tercih edersiniz?
Saygı duymuyor olsam da
Lidere karşım temkinli olmayı tercih ediyorum. Her nasılsa mevkilerin puan
algoritmasını bile değiştirdiler
-Sezona dönüp baktığınızda en büyük hatanız
neydi?
OE’yi yere bırakmak ve
takas yapacağım derken cenabet işlere bulaşmak
-Sizce bu sezonun en “kirli” anı neydi ?
bonus puanların kimin
için çalındığı
-Bu ligin en şaibeli size camiası hangisi ?
Ekmekspor, kimin ne
hesabı varsa tezgahı buradan kurdu
-Şampiyonluk mu, itibar mı?
Her zaman şampiyonluk
-Tek kelimeyle Gentlemen's gazette?
Dalailama’nın % 51
hissesi



Yorumlar
Yorum Gönder